7. “Dost” İslam’a Hizmet Ödülleri
13 Şubat 2011
Pekin Üniversitesi Ken’an Rifâî İslâm Araştırmaları Kürsüsü
19 Ağustos 2010
Hepsini göster

Türk Kadınları Kültür Derneği 2010 yılında, bir devri derinden etkilemiş olan Mısrî Niyâzî “Kulun Niyâzı, Mısrî Niyâzî” başlıklı sempozyumu gerçekleştirdi. En büyük İslâm mutasavvıflarından biri olan Mısrî Niyâzî, Ekim ayında İstanbul ve Malatya’da gerçekleştirilen uluslar arası sempozyumlarla anıldı.

Sempozyumların ilki, İstanbul’da TÜRKKAD-İstanbul tarafından 9-10 Ekim 2010 tarihlerinde Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlendi. İkincisi, Malatya’da Malatya Belediyesi ve TÜRKKAD-İstanbul’un ortak bir çalışması olarak, İnönü Üniversitesi’nin katkılarıyla 15-17 Ekim 2010tarihlerinde İnönü Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi ve Belediye Konferans Salonu’nda düzenlendi.

Yurt içi ve yurt dışından toplam 27 araştırmacı ve akademisyenin katıldığı sempozyumlarda 35 bildiri sunuldu.

"Gelmiş geçmiş en büyük İslâm mutasavvıflarından biri olan Mısrî Niyâzî’yi bilmek, tanımak ve tevhîd anlayışını idrak etmek günümüz şartlarında, cenneti dünyada yaşama yollarını bize gösterecektir. Onun, hem akademik açıdan İslâm tasavvufundaki yerini vurgulamak, hem de keşif ilmi olan ledûn ilmini onun gönlünden dinlemek zevki ile, bu yılı mânevî şahsiyetini anmaya adadık. Ken’an-er Rifâî; ‘Kur’ân-ı Kerîm’in şerhi Mesnevî’de, Mesnevî’nin şerhi Mısrî Niyâzî Divânı’nda, biz de o şerhi İlâhiyât-ı Ken’an’da şerh ettik’ buyuruyorlar”
Cemâlnur Sargut 
Türk Kadınları Kültür Derneği (TÜRKKAD)-İstanbul Şubesi Başkanı

Son yıllarda da Malatya Belediyesi, Mısrî Niyâzî’nin Malatya doğumlu olmasından hareketle, bu büyük mutasavvıfın daha çok tanınmasına yönelik önemli çalışmalarda bulunmuştur. Malatya Belediye Başkanı, Ahmet Çakır düşüncelerini “Mısrî, bu toprakların yetiştirdiği; şair ve mutasavvıf kimliğinin yanında, hak bildiğini söylemekten çekinmeyen, kabına sığmayan, sorgulayan, ezber bozan ve bunun bedelini ödemekten de asla imtina etmeyen yönleriyle özgün ve örnek bir şahsiyettir” şeklinde ifade etmişlerdir. Sempozyumun Malatya ayağında Malatya Belediyesi ve TÜRKKAD İstanbul örnek bir yerel yönetim ve STK dayanışması sergilerken, Türkiye’nin önemli akademik kurumlarından Malatya İnönü Üniversitesi ile de işbirliği yapmıştır.

Niyâzî-i Mısrî 1618 yılında Malatya’da doğmuştur. Babasının bir Nakşibendî tarikatı mensubu olmasına rağmen, henüz 21 yaşında Halveti tarikati şeyhi Malatyalı Hüseyin efendiye intisab etmiştir. Şeyhinin Malatya’dan ayrılmasının ardından zahir ilimleri alanındaki öğrenimini sürdürmek üzere Diyarbakır’a oradan da Mardin’e geçen Mısrî, bu iki şehirdeki alimlerden mantık ve kelâm okudu. 1640’da Kahire’ye gidip Ezher medreselerinde ilim tahsiline başladı. Bu sırada oturmakta olduğu Şeyhuniye Külliyesindeki Kâdirî tekkesinin şeyhine intisab etti. Bu şeyhin, ilim ve tasavvuf yolunda büyük bir gayretle çalışırken bir gün kendisine zâhir ilmi talebinden tamamen vazgeçmedikçe tarikat ilminin kendisine açılmayacağını söylemesinden etkilenen Mısrî, Abdülkâdir-i Geylânî’nin rüyasında zuhur ederek zahir ilmini öğrenip onunla amel etmesini, tarikat ilmini ise bir mürşide ulaşarak elde edebileceğini, ancak kendisini irşad edecek kişinin bu şehirde olmadığını söylemesi üzerine, üç yıldır ikamet etmekte olduğu Kahire’den, şeyhinin izniyle ayrıldı. (1643). Mısır, Suriye ve Anadolu’nun çeşitli şehirlerini dolaşıp 1056’da (1646) İstanbul’a gitti. Aynı yıl İstanbul’dan ayrılıp Anadolu şehirlerini dolaşmaya başladı. Uşak’ta Ümmî Sinan’ın halifelerinden Şeyh Mehmet Efendi’nin zaviyesinde iken Elmalı’dan Uşak’a gelen Abdülkadir Geylani hazretlerinin işaret ettiği Ümmî Sinan’a intisab etti 1647 ve onunla birlikte, dergahının bulunduğu Elmalı’ya gitti. 9 yıl burada şeyhine hizmet edip seyrü sülûkunu tamamladı.

Mısrî, 1656’da halife tayin edilmesinin ardından Uşak, Çal ve Kütahya’da irşad faaliyetinde bulundu. İstanbul’da başlayıp yayılan Kadızâdeliler hareketinin etkisiyle aleyhinde bazı dedikodular çıkınca, 1661 yılı başlarında bölgeden ayrılarak birkaç müridiyle birlikte Bursa’ya yerleşti. Burada, halvetle meşgûl olmadığı zamanlarda özellikle Ulu Câmi'de halka va'z vermiş, geçimini temin etmek için de mum yapıp sattırmıştır. Kadızâdeliler zihniyetini sürdüren vâiz Vanî Mehmet Efendi’nin IV. Mehmet’le yakınlık kurarak ülkede semâ, zikir ve devrânı yasaklattığı 1666 yılından sonra da faaliyetlerini sürdüren Niyâzî Mısrî, vaazlarında bu yasağa sebep olan Vanî Mehmet Efendi ile onun temsil ettiği zihniyeti sürekli eleştirdi.
Program PDF dosyası için tıklayınız.
Afiş PDF dosyası için tıklayınız.
Davetiye PDF dosyası için tıklayınız.

Mısri Niyazi Sempozyumu İstanbul

Mısri Niyazi Sempozyumu Malatya